
Varna kumarhaneleri, uçsuz bucaksız kumsalları ile cazibe merkezi... Oysa bizim için Varna daha çok Nâzım Hikmet demek... Sahile oturup karşı kıyının ışıklarında oğlunu gören, seslenen, hasret dindiren şair demek... 15 Ocak Nâzım Hikmet'in 106. doğum günü.
Rüçhan Akcan Selim
"Şu Varna'da uyumanın yolu yok" diyordu Nâzım Hikmet, "Bor Oteli" şiirinde. Bir başkasında "Şu Varna deli etti beni divane etti" diye başlıyordu söze... Memleket hasretine merhem olan Varna'ya toplamda dört kez gitmişti. Orada Türkçe konuşmuş, rakı içmiş, Boğaz'a giden gemileri seyretmiş, Memet'ine seslenmiş, unutulmaz şiirler yazmıştı. Elbette çok etkilendiği bu şehirde izi var Nâzım'ın, hâlâ... Tıpkı rehberim Vedat Aliev gibi. Aliev, Nâzım Hikmet'in Varna rehberinin yeğeni. Onun arşivinde ve şehirde izini sürdük Nâzım'ın.
İlkokulda, Türkçe yayımlanan gazetelerde gördüğü şiirleri ile başlıyor Nâzım'ı okumaya Aliev. "Haftalık Halk Gençliği gazetesi vardı o dönemler, Bulgaristan Türkleri için Türkçe yayımlanan. 4. sayfada sürekli bir iki şiirine yer veriliyordu. O sayfada adresi olurdu. Moskova bilmem ne caddesi..." diyor "Adresi aldım ve Nâzım ağabeye bir mektup yazdım. Dostu, Yeni Işık ve Halk Gençliği gazetelerinin redaktörü Fahri Erdinç'e, 'Herkese ayrı ayrı cevap vermeye vaktim yok' demiş Nâzım ağabey. Moskova'da, ziyaretine gittiğinde, Rusça yayımlanan imzalı bir kitabını bana ulaştırması için Fahri Erdinç'e vermiş". Gözü gibi sakladığı kitabı gösteriyor, imzanın altında, Temmuz 956 tarihi var...
Rehberimin 30 yaşındaki "kızıl" Lada'sı ile Bor Oteli'ne yollanıyoruz. Bulgar dilinde "çam ağacı" anlamına geliyor "bor", otel de çamların altında, kış uykusunda. Dışarıdan fotoğraflıyoruz Nâzım'ın her gelişinde kaldığı oteli, kulaklarımızda bizi buraya getiren o unutulmaz şiir: "Şu Varna'da uyumanın yolu yok geceleri, /... yıldızların bolluğundan, /yakınlığından, parlaklığından/... denizde bir yürek gibi atan motor sesinden, /İstanbul'dan çıkıp/Boğaz'ı geçip/odamı dolduran anıların yüzünden/kimisinin gözü yeşil,/ kimisinin bilekleri kelepçeli, /kimisinin bir mendil var elinde,/ lavanta çiçeği kokuyor mendil."
Nâzım Hikmet'in Varna ziyaretlerinde yanında doktoru ve eşi Galina, aklında ve yazdığı şiirlerde hep Münevver vardı. "Gülüm" dediği tek kadındı Münevver. Bor Oteli ve Ceviz Ağacı şiirlerinde "gülüm" diye seslendiği, David Oistrakh'a Mektubumdur'da kıskandığını söylediği kadın...
1957 yılındaki Varna ziyareti Nazım'ın şiirinin en güzel örneklerini beraberinde getirmişti. 27 Mayıs'ta, bestelenmiş şiirlerinden Vapur'u, 29 Mayıs'ta oğluna seslendiği Memet'i yazmıştı:
"Karşı yaka memleket,/sesleniyorum Varna'dan,/işitiyor musun?/Memet! Memet!/Karadeniz akıyor durmadan,/deli hasret, deli hasret,/oğlum, sana sesleniyorum, işitiyor musun?/ Memet! Memet!"
1 Temmuz'da, Varna'nın kuzeyinde kalan şirin kasaba Balçık'ta, aynı güne üç ölümsüz şiir sığdırmıştı: Ceviz Ağacı, Mavi Liman ve David Oistrakh'a Mektubumdur.
TÜRKLER ARASINDA
Boğaz'ın karşı yakasında, Nâzım'ın, memleket özlemi, depreştiği kadar dinmişti de. 6 Haziran 1957 tarihli "Sofra" adlı şiirinde coşkusunu anlatmıştı:
"...Sofrada domates, yeşil biber, kalkan tavası,/radyoda "Ha uşaklar!" Karadeniz havası,
rakı kadehte aslan sütü, anason,/uy anason kokusu!/ Ahbapça, kardeşçe konuşulan dilim.../
A be islâh be, islâh be hâlim.../Şu Varna deli etti beni/divâne etti..."
Varnalı Türkler ile çekilmiş, bilinen, güleç yüzlü birçok fotoğrafı var Nâzım'ın. Rehberim Vedat Aliev'in özel arşivindeki, daha önce yayımlanmamış fotoğrafta da oldukça mutlu görünüyor...
DEDELERİMİN DÜŞMANI...
Nâzım'ın ölümünden hemen sonra, Bulgar şair Bojidar Bojilov, Bulgaristan Komünist Partisi gazetesi Rabotniçesko Delo'da yayımlanan "Nâzım Hikmet öldü" başlıklı yazısında Berlin'de tanışmalarını, Moskova'daki görüşme anılarını anlatıyor. Berlin'deki buluşma şöyle dökülüyor kaleminden: "Bana 'Siz Britanyalı mısınız?' diye sordu. 'Hayır ben Bulgarım' dedim. Nâzım Hikmet'in çok fazla heyecanlandığını fark ettim. Kalktı ve sarılarak iki yanağımdan öptü beni. 'Siz benim dedelerimin düşmanı olan ülkedensiniz' dedi. Cevap olarak ben de ona sarıldım ve iki yanağından öptüm. Öperken 'Dedelerimin düşmanını öpeyim' dedim..."
Bojilov, yazının devamında, Nâzım'ın iki "düşman" arasındaki yakınlaşmayı sosyalizme bağladığını ve şöyle dediğini aktarıyor: "Bu yol uğrunda romanlar da yazılabilir şiirler de, büyük bir bağlılıkla da sevilebilir silah da çekilebilir ve en sonunda bu yol uğrunda ölebilir insan..."
15 Ocak 1902'de doğmuştu Nâzım Hikmet... Bugün 106 yaşında ve Varna hala onu hatırlıyor... l
ruchanselim@gmail.com

Varnalı Türkler ve Nâzım Hikmet (üstte), rehber Vedat Aliev (altta).